#anlamayaçalışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#anlamayaçalışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2022 Çarşamba

YENİ YÖNLER

    Yirmili yaşlarımın yarısını bitirdim. İlk yarıda hayatımı eline kitap dahi alamayan insanlarla harcadığım için kendimden özür diliyorum. Bu bir sitem değil; onlar insanların düşünce dünyalarını çözümlemeye çalışma yolunda acısıyla, tatlısıyla ve özellikle trajikomikliğiyle bana ilk tecrübelerimi yaşattılar. Çünkü artık kitap okuyamayan, okusa bile doğruluk süzgecinden geçiremeyip sorgusuz inanan insanların benim hayat görüşüme uygun olmadığını düşünüyorum. Ama yanlış anlaşılmasın perspektifleri olmadığını söylemiyorum, sadece perspektiflerini genişletmeye çalışsalar bile belli bir noktada durup tıkanacaklarını düşünüyorum. Bu yüzden her yaşında yeni dünyalar keşfetmeye açık insanlara hayatımda yer açmaya karar verdim.

    Bakalım ikinci yarıda benim fikirlerim ne yönde değişecek? Umarım her gün değişen, yenilenen, arınan düşüncelerimiz; duygu dünyamız olur. Ölüm anında bile ''ben her şeyi keşfettim, artık öğrenecek bir dünya yok'' diyen insanlardan olmamak dileğiyle...

                                                                            28.08.2021

3 Ocak 2021 Pazar

       Yazma deneyimini gerçekleştirmek, uzun ve zorlu bir içsel sancı sürecinden geçerek oluşuyormuş. 

       Yazıma karamsar bir hava katmak istemem ama yaşadığımız dünya insanoğlunun varlığından bu yana pek de iyimser bakılabilecek bir yer değil. Zaten ben de bundan bahsedeceğim.

       Toplumsallaştıkça, toplumun içinden bir saniye bile olsa çıkıp iç dünyamızda nedensellikleri soyut ve somut senteziyle düşünmenin tadına varabileceğimizi anlayamıyoruz. Bir birey, öznel bir varlık olduğumuzu öylesine unutuyoruz ki bu da toplumun içinde özümüzü erittiğimizi fark etmemizi engelliyor. Toplumsal kültürün tabuları bireyselliğimizi sömürüyor. İçinde düşünme ve bunları yazma isteği olan ben de bu sömürünün etkisinden çıkma sancılarını yaşıyorum hâlâ. Aslında yazma isteği de topluma düşüncelerini açma güdüsünden kaynaklanıyor. Eğer ben ve benim gibi varlık bilincini düşünen insanlar da toplum sömürüsünün kızgın sularında erimeyi kanıksamış olursak, o suların toprağa karışması gibi pes etmiş ve göreceliliğimizi yitirmiş oluruz.

       Bahsettiğim toplum sömürüsü maddi bir anlam taşımıyor. Manevi duygular, bölgesel/ülkesel kültür, özünde bireysel olan algı kavramının toplumsallaştırılıp bir coğrafi konumdaki tüm bireylere mâl edilmiş olması, toplum sömürüsüdür benim gözümde.

                                                                                01/05/2020

06.05.2024

      Ne büyük bir ödül! Başkalarının yerine kendini koyup onların hislerini anlayabilmek. Anlamaktan öte hücrelerinde o acıları...