MergenKayra
6 Mayıs 2024 Pazartesi
06.05.2024
17 Ağustos 2023 Perşembe
06.10.2023-21.35
Başımın okşanması, saçlarımın içinde sadece sevginin ellerinin gezmesi...
İhtiyacım olan söylediklerimin bir gün dinlenecek olması. Yüreğimde burukluk olmadan düşündüklerimi, yargılayan gözlerin gölgesi altında ezilmediğini hissederek öyle bir akıcılıkla anlatmak istiyorum ki; aşkına varmaya çalışırcasına çağlayan uslanmaz, hırçın nehirler bile kıskansın. Düşüncelerimin kıskanılması bir nehir tarafından ve benim o nehir gibi tüm insanlığın içindeki sevgisizliği akışta alıp götürebilmem uzaklara, ne güzel bir kısır döngü.
Bir can kulağı bulup anlatabilirsem o an benim için bütün ömre bedeldir. Ve o kulağın arkasında benim saçlarımın arasından alınmış masum bir papatya, tüm çiçeklerden daha güzeldir. Sevildikçe saçlarım bir güzel elde, istemem başka hediye.
Ne var ki bu toz pembe hayal penceremden kafamı kaldırıp dışarıyla her yüzleştiğimde bir çığlık kopar içimde. Kulaklarımı patlatırcasına atar çığlığını geçmişimdeki en acı hikaye. Daha da fazla hırçınlaşır, öfke duyar, çığlıklar atar, çıkamaz zihnimin parmaklıklarından çocuk ruhum; bulamadıkça bir can kulağı sermaye.
İşte o zaman alırım kalemimi elime.
10 Mayıs 2022 Salı
Kendime Öğüt
Yanlış zamanların yanlış insanlarıyla vakit öldürdük sandık hep. Oysa zamanlarda hiçbir sorun yoktu ve insanları kendimize doğru kılabilmek bizim elimizdeydi.
Hep doğruyu bekledik daha belimizi bile doğrultamazken. ''Ben istiyorum, ben yaptım'' demek hepimize en kolay gelen fakat ''ben değişmeliyim, doğru olanı yapmalıyım'' demek de bir o kadar zor.
Zoru başaranlar kuş gibi özgür uçmuşsa hırslarımızı bu yönde kullanıp mutluluğu elde etmek en doğrusu olmaz mı?
22.09.2020
9 Şubat 2022 Çarşamba
YENİ YÖNLER
Yirmili yaşlarımın yarısını bitirdim. İlk yarıda hayatımı eline kitap dahi alamayan insanlarla harcadığım için kendimden özür diliyorum. Bu bir sitem değil; onlar insanların düşünce dünyalarını çözümlemeye çalışma yolunda acısıyla, tatlısıyla ve özellikle trajikomikliğiyle bana ilk tecrübelerimi yaşattılar. Çünkü artık kitap okuyamayan, okusa bile doğruluk süzgecinden geçiremeyip sorgusuz inanan insanların benim hayat görüşüme uygun olmadığını düşünüyorum. Ama yanlış anlaşılmasın perspektifleri olmadığını söylemiyorum, sadece perspektiflerini genişletmeye çalışsalar bile belli bir noktada durup tıkanacaklarını düşünüyorum. Bu yüzden her yaşında yeni dünyalar keşfetmeye açık insanlara hayatımda yer açmaya karar verdim.
Bakalım ikinci yarıda benim fikirlerim ne yönde değişecek? Umarım her gün değişen, yenilenen, arınan düşüncelerimiz; duygu dünyamız olur. Ölüm anında bile ''ben her şeyi keşfettim, artık öğrenecek bir dünya yok'' diyen insanlardan olmamak dileğiyle...
28.08.2021
16 Aralık 2021 Perşembe
Güce Tapan Toplumlar Podcast'i Üzerine Yorumlarım
''Bizim gibi toplumlar güce tapar. Tanrı'yı göremediğimiz ve onunla konuşamadığımız için onu somutlaştırıp güçlü liderlere, otoriter makamlara Tanrı yetkisi veriyoruz. Ve o liderler aslında bizim hiç sahip olmadığımız, göremediğimiz, konuşamadığımız, tutamadığımız Tanrı'nın somutlaştırılmış versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin; sultanlar için 'Allah'ın yeryüzündeki gölgesi' yakıştırması.''
Bahsedilen otoriter makamları ya da liderleri hayatımızın her alanına kodlamış gibiyiz bence. Ailede ebeveynler, sosyal çevrede yaşça büyükler, okulda öğretmenler vb. bizim toplumumuzda bireyler tarafından otorite makamına örnek teşkil edecek şekilde algılanmış -bilinçli veya bilinçsiz- ve denetim açlığını doyurma hissini karşılamış. İnsanımız yönlendirilmeyi bir ihtiyaç olarak görmüş, bu da nesillerce süregelmiş. Bir üst bilincin, onun denetiminin, yönlendirmesinin, yargılamasının varlığına inanırsak daha iyi bir insan, daha faydalı bir birey olabileceğimize programlanmışız sanki. ''Elalem ne der'' sözü bile bu algıyı kanıtlar nitelikte.
Halbuki topluma faydalı olmak istiyorsak değişime açık olmalıyız. Hayatın en kişisel alanlarında bile otorite denetimini kabullenmemizi ve ondan korkmamızı sorgulamalıyız. Öğretilenleri öğrenip üstüne kendi fikirlerimizi üretebilmeliyiz ki iyi bir insan olabilelim. Yönlendirilmeyi evrensel objektiflikte kabul edip yargılanmayı buna göre oluşturduğumuz vicdani ve ahlaki değerlerde aramalıyız. Benim bu görüşümü destekler nitelikte olan bir söz de yine bizim toplumumuzdan çıkmıştır: ''Akıl yaşta değil baştadır.''
Kendi içinde çelişen yapımızı düzeltebilmemiz ümidini de korursak işte o zaman ilk adımı atmış olacağız, kendimizi yönlendirebilmeye.
26 Kasım 2021 Cuma
3 Ocak 2021 Pazar
Yazma deneyimini gerçekleştirmek, uzun ve zorlu bir içsel sancı sürecinden geçerek oluşuyormuş.
Yazıma karamsar bir hava katmak istemem ama yaşadığımız dünya insanoğlunun varlığından bu yana pek de iyimser bakılabilecek bir yer değil. Zaten ben de bundan bahsedeceğim.
Toplumsallaştıkça, toplumun içinden bir saniye bile olsa çıkıp iç dünyamızda nedensellikleri soyut ve somut senteziyle düşünmenin tadına varabileceğimizi anlayamıyoruz. Bir birey, öznel bir varlık olduğumuzu öylesine unutuyoruz ki bu da toplumun içinde özümüzü erittiğimizi fark etmemizi engelliyor. Toplumsal kültürün tabuları bireyselliğimizi sömürüyor. İçinde düşünme ve bunları yazma isteği olan ben de bu sömürünün etkisinden çıkma sancılarını yaşıyorum hâlâ. Aslında yazma isteği de topluma düşüncelerini açma güdüsünden kaynaklanıyor. Eğer ben ve benim gibi varlık bilincini düşünen insanlar da toplum sömürüsünün kızgın sularında erimeyi kanıksamış olursak, o suların toprağa karışması gibi pes etmiş ve göreceliliğimizi yitirmiş oluruz.
Bahsettiğim toplum sömürüsü maddi bir anlam taşımıyor. Manevi duygular, bölgesel/ülkesel kültür, özünde bireysel olan algı kavramının toplumsallaştırılıp bir coğrafi konumdaki tüm bireylere mâl edilmiş olması, toplum sömürüsüdür benim gözümde.
01/05/2020
06.05.2024
Ne büyük bir ödül! Başkalarının yerine kendini koyup onların hislerini anlayabilmek. Anlamaktan öte hücrelerinde o acıları...
-
Ne büyük bir ödül! Başkalarının yerine kendini koyup onların hislerini anlayabilmek. Anlamaktan öte hücrelerinde o acıları...
-
Yanlış zamanların yanlış insanlarıyla vakit öldürdük sandık hep. Oysa zamanlarda hiçbir sorun yoktu ve insanları kendimize doğru kılabil...
-
Toprak fısıldar adını Yüzün gözümün önünde Konuşunca deli sanarlar Kokun hâlâ burnumun dibinde Bir tek yazmaktan korkmam alabildiğince. Bir ...